İçeriğe geç

Hiç kimse. Bazen de hiçbir şey...

Sevgili günlük kategorisi

Yazıyorum işte bir şeyler. Kafama ne eserse…

6 yazı

Kurban grubuna ait Kurban albümünün sinematik bir görüntüsü.

Endüstriyel gıcırtılar

Sevgili günlük

Müziğe karşı tutkumun uyuşturucu bağımlılığıyla yarıştığı enteresan bir yaşantım var. İnsanları yargılamaktan kaçındığım bu yaşamımda beğenmediğim sanatçıları dinleyen herkesi acımasızca yargılıyor, içi boş müziklerle karanlık çökene dek kulaklarını paslandıran herkese psikopat gibi bakıyorum. Deli miyim diye sorsam kendime her konuda sessiz kalırım da mesele müziğe geldiğinde akıl sağlığım çok yerinde gibi duruyor. Kendime hak buluyorum herhalde bu garip davranışlarımı. Çalma…

Görsel, altın sarısı güneş ışığının pencerelerden süzüldüğü huzurlu ve nostaljik bir oturma odasını tasvir ediyor. Odanın genel atmosferi, 1970'ler veya 80'leri anımsatan retro bir tarza sahip. Solda, tül perdelerle kaplı büyük bir pencereden gelen yumuşak gün batımı ışığı, odayı sıcak bir parıltıyla dolduruyor ve desenli halının üzerinde ışık ve gölge oyunları oluşturuyor. Pencerenin önünde, üzerinde saksı bitkileri, bir kitap yığını ve küçük süs eşyaları bulunan ahşap bir sehpa yer alıyor. Ortada, eski tarz, kutu şeklinde bir CRT televizyon ahşap bir standın üzerinde duruyor. Sağ tarafta, yumuşak, pembemsi yastıkları olan rahat görünümlü bir kanepe güneş ışığında yıkanıyor. Duvarlarda çeşitli boyutlarda altın çerçeveli tablolar ve aile fotoğrafları asılı. Odada antika bir radyo, şık bir masa lambası ve eski bir çevirmeli telefon gibi diğer vintage aksesuarlar da görülüyor. Zemin, karmaşık desenli koyu renkli bir halıyla kaplı. Tüm sahne, geçmişe ait huzurlu, samimi ve konforlu bir anı yansıtıyor.

Hiç yaşamadığım bir eve ziyaret

Sevgili günlük

Bu yazıyı kaleme aldığım bu saatlerde, yaşım 25. 15 senedir düşünmemeyi düşünüyorum. Zihnimde kimse yok. Yine de kalabalığım... Tam bir ay önce, Gaziantep'te, sabah 06:30 civarlarında, küçük kuzenlerim ile birlikte gezmek için değil, denk geldiği için yollarına düştüğüm bir bit pazarındaydım. Tezgâhların arasında amaçsız yürürken, enteresan bir koltuğa denk geldim. Amacım aslında eski, bozulmaya yüz tutmuş ve "Alayım da evde…

Yan aynada, turuncu gün batımına karşı başını camdan çıkarmış, mutlu bir köpek illüstrasyonu.

Yine de kalabalığım…

Sevgili günlük

Saat üçü çoktan geçmiş. Bugün 25 oldum resmen, ama bunu kutlayacak halim yok; yakın zamanda sahiplendiğim kedimin yatağımda derin bir uykuda olmasından olsa gerek, onu rahatsız etmemek için kendimi odamın balkonunda rutin bir görevimi icra etmekle meşgul ediyorum: düşlemek, düşünmek, düşünmekten yorulmak ve düşünmemeyi düşünmek. Düşünmenin tam da vakti zaten. Sanırım 15 seneye yakın bir süredir böyle düşünüyorum; bazen anlamsız,…

Mavi parçacıklı zeminde yan yana iki kedi silüeti: biri karanlık, biri altın renginde parlıyor — süperpozisyon fikrinin görseli

Bir fotoğraf albümü ile evreni ikiye bölmek

Sevgili günlük

Schrödinger'in kedisini duymuşsunuzdur mutlaka. Erwin Schrödinger'in kuantum mekaniği teorisine karşı ortaya attığı bir düşünce deneyi. Aslında amacı "Bakın, çok havalı bir kedi fikri var" demek değildi. Tam tersine, kuantum mekaniğinin saçmalığını kanıtlamak istiyordu. Şansa bakın ki tarih bu düşünce deneyini, eleştirmeye çalıştığı teorinin en ikonik sembolü haline getirdi. Kuantum dünyasında bir parçacık aynı anda birden fazla durumda bulunabilir. Yani hem…

Kahverengi zemin üzerine dağınık şekilde saçılmış, beyaz kenarlıklı nostaljik basılı fotoğraflar yığını. Karelerde retro giyimli insanlar, piknik yapan aileler, eski model araçlar ve dönemin ev dekorasyonunu yansıtan geçmişe ait çeşitli anılar yer alıyor.

İnsan, hatırladığı kadar insandır.

Sevgili günlük

Küçükken de böyleydim ben. Bayram harçlıklarımla biriktirip aldığım ufak bir MP3 çalarım vardı. Toplasan 100 şarkı ya alırdı ya almazdı… Senelerce kullandım onu. Bilgisayarımda ruh hallerime göre binlerce şarkım vardı. Birkaç günde bir, o aralar ruh halim nasılsa rastgele şarkıları MP3 çalarıma yükler, gözlerimi güne açmamla birlikte kulaklığımı takar, akşama kadar o kulaklıkları eskitirdim. Zaman ilerledikçe pek bir şey değişmedi.…

Sisli bir çayırda sandalyede oturan, başı karalama yumağına dönüşmüş adam, karşısındaki sandalyede duran boş aynaya bakıyor

Dur bakalım, bir dinlen.

Sevgili günlük

Saatlerdir beyaz ekrana bakıp havalı bir giriş arıyorum. Bulamadım. Belki de konu durmak olduğu için bu kadar düşünmeyip direkt konuya girmem gerekiyor. En yakın dostumla -ki ben ona gayrı resmi psikoloğum diyorum- yaptığımız son konuşma aklımdan çıkmıyor. Geyik muhabbetiyle başlayan sohbetimiz bir anda varoluşsal bir krizin kıyısına demirledi. Hayat devam ederken durmak... Dünya dönüyor, zaman akıyor. Böyle bir debinin ortasında…