İçeriğe geç

Hiç kimse. Bazen de hiçbir şey...

Sanatsal bir fırça darbesi stiliyle resmedilmiş, kızarmış ve ağlayan bir insan gözünün yakın çekimi. Gözün altından beyaz bir gözyaşı süzülürken, hemen altına canlı turuncu ve siyah desenli bir hükümdar kelebeği konmuş. Kelebeğin altında turuncu boya sıçramaları görülüyor.

Bir an. Gözünün önüne düşen her cemresi sana öfkeyi, hüznü, özlemi, korkuyu, çocuksu mutluluğu, çekingenliği, uzayıp giden bir listenin hissettirebileceği tüm duyguları saniyeler içerisinde yaşatacak kadar vücuduna işlemiş bir an. Başı da, sonu da, kıyısı da, berisi de facialarla dolu; her hatırladığında sanki yeniden doğuyormuşcasına sancılı…

Komiktir, genelde de bu an hep ilklerle doludur.

İlk defa sevildiğini hissettiğin o an.
İlk defa sigarayı içine çektiğin o an.
İlk defa elini tuttuğun o an.
İlk defa vücudunun titrediğini hissettiğin o an.
İlk defa ışıkların vücudunu parçalayarak geçip gittiğini fark ettiğin o an.
İlk defa ailenin seninle gurur duyduğunu anladığın o an.
İlk defa çocuğunun gözlerine baktığın o an.
İlk defa sabaha kadar başka bir kokunun esiri olarak uyuduğun,
o, an.

Bu anları diğer anlardan daha kaliteli olduğu için her zerrende hissetmiyorsun.

Bunu anlaman için yıllar gerekiyordu, sen bilmiyordun sadece. İçindeyken kapıldığın, sınırları ellerinle uzanamayacağın kadar ötede olan bu büyü gözlerini köreltiyor. İçindeyken hala yaşıyorsun. Ölçmeye ihtiyacın olmuyor.

Zaman ilerledikçe dönüp bakıyorsun geriye. Birkaç on saat, birkaç yüz gün ve anlıyorsun ki özlediğin şey o an değil, o anın taşıdığı ilk duygusu.

İlk defa bir anı, bir hissi, bir hayali yaşıyorsun ya… Beynin o anı farklı kaydediyor. Renkler daha canlı, sesler daha keskin, kokular daha derin… Duyularının algıladığı her bir şey zihninin tam ortasına heykel gibi biriktiriliyor. Bundan sonra her benzer şey bu heykele benzetiliyor.

Kaliteli miydi o anlar? Muhtemelen hayır.
Özel miydi peki? Hep olacak…

Bu ikisi nasıl bir arada durabilir?
Kim bilir… Sadece değer kaliteden gelmiyor her zaman. Bazen basit bir sıradanlığın bile ölçülemez değeri olabiliyor. Bildiğim sadece bu.

Gecenin bir yarısı aklına düşüyor ilk diye adlandırdığın zincirler. Özlüyor musun?
Muhtemelen. Belki sadece o ilk anı özlüyorsun. Belki de bir şeyleri ilk defa yaşayabilmeyi. Çünkü tekrarda bu yok. Tekrarda alışıyorsun.

İnsan galiba hatırladığı kadar insan, hatırladığı kadar da o ilk ana sahip.

Küçük bir ölüm gibi.

E-Posta Bültenim

Yeni yazılarımdan anında haberdar ol.

Spam yok. Sadece sen ve ben. İstediğin zaman ayrılabilirsin.

1 yorum

Bir İz Bırak

E-posta adresin yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretli.

Bir yorum paylaşarak adının, internet siten ve yorumunun herkese açık şekilde gösterileceğini ve antispam altyapımız aracılığıyla bu bilgilerin işlenebileceğini kabul etmiş olursun. Detaylar için Gizlilik ve Çerez Politikası.

Okumaya Devam Et